SERTİFİKASYON GEREKSİNİMLERİ

SERTİFİKASYON GEREKSİNİMİ
Yaşamın her alanında artık sertifikasyon gerekliliği baskısını daha bir fazla hissetmeye başladığımızın sanırım farkındasınızdır. “Yönetim sistemleri” olarak, ISO 9000 Kalite (QMS), ISO 14000 Çevre (EMS), OHSAS 18000 İşçi Sağlığı İş Güvenliği, ISO 22000 Gıda Güvenliği (FSMS), ISO 27000 Bilgi Güvenliği (ISMS), en çok bilinenleri.
Bunlar ve bunlar gibi var olan diğer standartlara uygun bir yönetim modeli kurgulanmış ve etkin olarak uygulanmakta olduğu bir denetçi kuruluş tarafından denetlenerek sertifikasyon sağlanıyor. Denetçi kuruluşlar da, kendilerini onaylayan ve denetleyen “akreditasyon kurum”undan aldıkları yetkiyle ve onaylanmış baş denetçiler ile bu görevi yapıyorlar. Denetçilerin onaylanmasında da 17021 ve 17024 standartları geçerli.
Sistem sertifikasyonu yanı sıra “ürün sertifikasyonu” da ayrı bir konu. Mesela, Avrupa Birliği uygunluk normları ve buna yönelik uygunluk beyanları “CE işareti” ile tanımlanmakta. Ürün gruplarına ilişkin yayınlanmış direktifler kapsamında ürün uygunluğunu, yani ürünün AB normlarında insan ve çevre sağlığına bir zarar vermeyeceğini deklere etmek maksatlı, onaylanmış kurumlar tarafından verilen sertifikalar bunlar. Tabii bu uygunluk deklerasyonu için ürün, direktifi çerçevesinde laboratuar testlerinden geçmek zorunda. Bu laboratuarlar da 17025 standardında akredite olmak zorunda.
Sadece bunlar mı? Muayene kuruluşları da var. Bunlar da 17020 standardında gözetim yapar.
Yurt dışına göndereceğiniz ürünler, eğer AB ülkelerineyse CE deklerasyonu yetebilir ama Afrika ülkeleri, Arap ülkeleri, Orta Doğu ülkeleri, Rusya, Ukrayna filansa iş değişir.
O Ülkelerin de kendi normlarına – standartlarına göre ürün uygunluğundan bekledikleri var. Onlar da bu uygunluğu belirleyen belgelendirmeler istemekteler. Her bir ihracat yüklemesi için fatura içeriği malın tamamı gözetimden geçmek zorunda yoksa gümrüklerde malınız kalabilir.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Daha enerji sektörü, taşımacılık sektörü, otomotiv sektörü ve daha bir sürü sektörden söz etmedim bile. Her sektör için bir dolu sertifika ihtiyacı olduğunu ve bu sertifikaların da ciddi bir alt yapı, uzun bir zaman ve emek gerektiren çalışmalara ihtiyacı olduğuna dikkatinizi çekmek istedim.
Yani kısaca, “çevremiz sertifika”. Peki iyi mi bu sertifikalar? Neden bu kadar sertifika edinmek gerekti? Nasıl oluyor sertifika almak?
Bendeniz de sertifikasyon alanında çalışan, denetim ve gözetim faaliyetlerinde bulunan onaylanmış baş denetçiyim ve bundan böyle, Yeni Çevre Derginizin bu köşesinde, yukarıdaki soruların yanıtlarını da içererek, sertifikasyon ve standartlarla ilgili bilgiler vermeye çalışacağım. Tabii önceliği “çevre”ye vererek.
‘’Binalarda çevre dostu ve enerji tasarrufu yapan uygulamaların artmasına bağlı olarak yeşil binalar ile ilgili standartlaşma ve sertifika verilmesi gündeme gelmiştir.’’
bundan böyle, Yeni Çevre Derginizin bu köşesinde, yukarıdaki soruların yanıtlarını da içererek, sertifikasyon ve standartlarla ilgili bilgiler vermeye çalışacağım. Tabii önceliği “çevre”ye vererek.
SERTİFİKASYON GEREKSİNİMİ
İnsanın yaşam alanı teknolojinin gelişmesiyle de çok ilintili olarak daraldıkça, endüstriyalizm geliştikçe, mal ve hizmetlerin sunumunda bilimin bütün katkıları ve dolayısıyla kimyasalların kullanımı arttıkça, daha fazla üretim, daha fazla tüketim döngüsü giderek büyüdükçe, gidilecek başka bir gezegen olmadığının farkındalığı ve bu gezegende yaşamın sürdürülebilirliğin sağlanması gereği, standartların ve sertifikasyon ihtiyacının bana göre en önemli nedenidir.
Endüstrinin nimetlerinin yarattığı külfetin kontrol altına alınması ve yerine göre bazen yaratılan kirliliğin, bazen zehirlenme potansiyelinin, bazen de doğrudan kişisel can güvenliğine yönelik tehdit içerebilen ürünlerin, belli aşamalarda kontrol altında tutularak bunların belgelendirilmesi öngörülmüştür.
Gelecek sayılarda her bir sertifikasyon hakkında ayrı ayrı yazmaya çalışacağım ancak bu sayıda size Yeşil Bina sertifikasyonundan söz edeceğim.
LEED
Binalarda çevre dostu ve enerji tasarrufu yapan uygulamaların artmasına bağlı olarak yeşil binalar ile ilgili standartlaşma ve sertifika verilmesi gündeme gelmiştir. Standartlaşma ve sertifika çalışmaları yapan kurumların ortaya çıkması ile sertifika çalışmaları başlamış ve bu kurumlar yeşil bina standartlarına uyan yapılara sertifikalar vermeye başlamıştır. Sertifika alan binalar yeşil bina unvanı ile prestij kazanmakta ve satış ve kira değerleri de artmaktadır.
LEED, Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik (LEED) ABD'deki Çevre Dostu Binalar Konseyi tarafından geliştirilen bir dizi kriterler listesidir. Çevre Dostu Bina Derneği üyeleri bina endüstrisinin her sektöründen gelmektedir. Bu üyeler kullanılacak sertifika sistemini sürekli olarak geliştirirler
- Bütün binanın tasarımında çevre dostu olmayı desteklemek
- Bina endüstrisinde çevre dostu olmak konusunda liderlik yapmak
- Çevre Dostu Olma rekabetini artırmak
- Çevre Dostu Tüketimde tüketiciyi bilinçlendirmek
LEED’in varoluş nedenleridir.
Bu sistemde, • Sürdürülebilir Araziler, • Su kullanımında etkinlik , • Enerji ve Atmofer, • Malzeme ve Kaynaklar, • İç Hava Kalitesi, • İnovasyon ve Tasarım kategorilerinde puanlama yapılarak sertifikasyon sağlanmakta ve bu sertifikalar da; dört ayrı alanda isimlendirilmektedir.
• Sertifika, • Gümüş, • Altın, • Platin
LEED sertifikası ABD'de USGBC ye yapılan başvuru üzerine sadece USGBC tarafından verilmektedir.
ABD de kaynaklı LEED’in yanı sıra İngiltere kaynaklı BREEAM :
BREEAM (Bina Araştırma Kuruluşu Çevresel Değerlendirme Metodu) Temmuz 1990'da başlatıldığından beri yaygın bir şekilde, yeni ve var olan binalar için yapılan değerlendirmelerde kullanılmaktadır. ECD (Enerji ve Çevre) gibi büyük kuruluşların sponsorluğuyla, binaların çevresel performansları için doğru kriterleri belirlemek amacıyla hazırlanmış olan bu metot, bağımsız olarak uygulanmakta, piyasada da tanınmakta ve onay görmektedir. Önce İngiltere'de yaygınlaşan metot zamanla Avrupa'nın diğer ülkelerinde de kabul görmeye başlamıştır.
BREEAM Çevresel Değerlendirme Metodu; Belirli kriterler ışığında bir binanın çevresel performansına değer biçme yoludur ve metodun amacı, binaların çevresel performansları için doğru kriterleri belirlemektir.
Kriterlerin Ana Hedefi; Tasarımcıları çevresel konulara karşı daha duyarlı hale getirmek, Ürün geliştiricilerin, tasarımcıların ve kullanıcıların çevreyle dost binaları tercih ve talep etmelerini ve bu yönde bir piyasa oluşmasını sağlamak, Toplum genelinde, binaların; küresel ısınma, asit yağmurları ve ozon tabakasındaki incelme üzerindeki büyük etkisi konusunda farkındalığı yükseltmek, Bağımsız olarak değerlendirilen hedefler ve standartlar belirlemek bu sayede yanlış talep ve uygulamaları en aza indirmek, Binaların çevreye olan uzun vadeli etkilerini azaltmak, Gün geçtikçe azalan su ve fosil yakıtlar gibi kaynakların kullanımını azaltmak, Bina içi ortam kalitesini ve bu sayede kullanıcıların esenliğini ve konforunu artırmak olarak belirlenmiştir.
Küresel Atmosfer ve Kaynakların Kullanımı, Yerel sorunlar, İç Ortam ve Sağlık, Çevrenin Binalara Etkisi BREEAM tarafından dikkate alınmaktadır.
Bugünün 'yeşil' binaları, yeşil olmayanlara kıyasla %30 ve daha fazla gibi çok ciddi anlamda enerji tasarrufu sağlayabilmektedirler. Üstelik bunlar estetik olarak daha çekici, daha ışıl ışıl, ve daha sağlıklı binalar oluyorlar. Çok büyük bir ön yatırım gerektirmeyen yeşil binalar, artık yerel yönetimler tarafından bir zorunluluk haline getirilmeye başlıyor. Örneğin New York'ta yapılacak olan tüm yeni binalar ve belli bir bütçenin üzerindeki tüm renovasyonlar, yeşil bina mevzuatına uymak zorundalar. Bizde de, henüz böylesi bir zorlayıcı gereklilik yok ama rekabet avantajı yaratmak ve marka değerini yükseltmek isteyen yapımcılar uygulamaya başladılar bile.
Bu konu daha çok uzun. Mesela “yeşil çatı”dan mutlaka söz etmeliyim, Çevresel değerlendirme metodundan da. Önümüzdeki sayı devam edeceğim.
Çevreniz sağlıklı yaşamınız mutlu olsun.
Ali Güneş / Yeni Çevre Dergisi / Mayıs 2010
Ali Güneşİşletme / Yönetim Sistemleri Baş Denetçisi |










